Ana sayfa  Annelik  Elsanatları  Haberler  Magazin Dünya  Magazin Türkiye  Moda  Ressamlar  Seramik

Tiyatro Sinema  Yazılar  Yemekler  Send Twitter  Twitter'da biz  Facebook'da biz  Pinterest'de biz

 

 

EDUARD Manet 1832 - 1883

Manet Hayatı                       MANET'İN RESİMLERİ

Manet English Biography     Manet Painting

 

Kendi Ağzından Manet (*)

Büyük Paris Oteli, Puerta del Sol, Madrid, Pazar sabahı (3 Eylül 1865)

HENRI FANTIN-LATOUR'A

Burada seni çok özledim. Yalnız Velasquez'i görmek bile tüm seyahati değerli kılmaya o kadar yetiyor ki, Madrid'deki müzede, onun etrafında bulunan ve son derece iyi sergilenmiş diğer okullara ait tüm ressamlar onun taklidi gibi duruyor.

Üstün bir sanatçı; beni hiç hayal kırıklığına uğratmadı aksine büyüledi.

Bizim Louvre'da sergilenen portresi onun elinden çıkmamış. Sadece Infanta tartışılmaz.

Burada, büyük bir tablosu var; Louvre'daki Cavaliers (Şövalyeler-ç.n.) adlı resmindeki gibi bir çok küçük figürle dolu ama bu tabloda erkekler olduğu kadar kadınlar da var; belki biraz daha kaliteli ama hepsinden önce, hiçbir yeri onarılmamış. Arkadaki manzarayı Velasquez'in bir öğrencisi yapmış.

Biyografi

Edouard Manet

1832
29 Ocak'ta Parisli kentsoylu bir ailenin oğlu olarak dünyaya geldi. Annesi, İsveç Veliaht Prensi Charles Bernadotte'in vaftiz kızı ve kibar bir hanım olan Eugenie-Desiree Fournier; babası ise adalet bakanlığında görevli bir yargıç olan Auguste Manet'dir.

1848
On altı yaşında ressam olmaya karar verdi. Amcası Charles Fournier, Manet'in sanata karşı ilgisini desteklemiş; onu cesaretlendirmiştir ve zaman zaman Manet'i ve çocukluk arkadaşı olan Antonin Proust'u alarak Louvre'u ziyaret etmişlerdir.

1850
Deniz ticaret gemilerinde miçoluk yaptıktan sonra 1856 yılına kadar devam edeceği Thomas Couture'nin atölyesine gitmeye başladı. Bu süre içinde başta Velazquez ve Goya olmak üzere, Titian, Tintoretto, Veronese ve Giorgione'den etkilendi.

1858
Baudelaire ile tanıştı. Kariyerine, Paris'in arka sokaklarının gölgeleri arasındaki yalnız ve sefih bir adamı resmettiği Apsent İçen (sergide 6. resim) adlı tablosuyla başladı.

1862
Manet'in Salon'a kabul edilen ilk tablolarından biri olan İspanyol Şarkıcı / Gitar Çalgıcısı (sergide 7. resim) adlı tablosunu yaptı. Aynı yıl, ressamın çevresine uzak bir konu olan ama çok gerçekçi bir şekilde yansıttığı Paris'in karanlık yaşamının bir portresi olarak Yaşlı Müzisyen adlı tabloyu resmetti. Dönemin modasına uygun kutlama yapan topluluğun resmedildiği Tuileries'de Müzik (sergide 9. resim) adlı tablo ise Manet'in arkadaşları ve ailesinin oluşturduğu insanlarla doldurulmuştur.

1863
Manet, eserlerin Salon'a kabul edilmesine çok büyük bir önem veriyordu. Bir sanatçının başarılı olmasının Salon tarafından farkedilmekle ilgili olduğuna inanıyordu. Fakat, 1863 ylının Salon jürisi Kırda Kahvaltı (sergide 8. resim) resmini reddetti. Tüm bu ret yanıtları sebebiyle, Reddedilmişler Salonu kuruldu ve Kırda Kahvaltı'yı sergiledi. Ressam, aynı yıl Olympia'yı (sergide 13. resim) resmetti ve bu resimle bir skandal yarattı.

1866
Flütçü (sergide ilk resim) Salon jürisi tarafından reddedildi. Emile Zola, sanatçıyı L'Evènement'de tartışmaya yol açan bir makalesinde savundu.

1867
Zola, o sene Paris Dünya Fuarı'nın bağımsız bir pavyonunda resmini sergileyen Manet ile ilgili uzun bir makale yazdı.

1868
Manet'nin yapmış olduğu, Maximilian'ın İdamı (sergide 15. resim) Goya'ya ait olan Mayısın Üçü'ne (üsluben) yaklaşır. Ne var ki, ustaca etkileşimine karşın idamcıların kostümleri fazlaca Fransız gibi göründüğünden, yapıtın Paris'te sergilenmesi yasaklandı.

1870
Manet, Paris'teki savaştan ailesini korumak için onları güneye yolladı ve kendisi önce topçu, ardından da üsteğmen olarak orduda görev aldı.

1872
Sanat taciri Paul Durand-Ruel, Manet'in tablolarını satın almaya başladı..

1879
Manet, 1879'tan 1882'ye kadar her yıl Salon sergilerine katılım gösterdi.

1880
Georges Charpentier'ın Paris'teki Modern Hayat adlı yeni galerisinde kişisel bir sergi açtı.

1882
Son başyapıtı Folies-Bergére'de Bir Bar (sergide 38. resim) adlı tablosu ile Manet yeniden stüdyo resmine döndü. Aynı yıl, onur nişanına (Légion d'Honneur) layık görüldü.

1883
30 Nisan'da Paris'te öldü.

1884
Güzel Sanatlar Akademisi'nde sanatçıya bir anma sergisi düzenlendi.

Bu görkemli çevre'deki (yapıt-ç.n.) en sıra dışı parça olan ve katalogda IV. Philip'in zamanındaki ünlü bir aktörün portresi olarak tanımlanan resim, muhtemelen yağlıboyalar içinde şimdiye dek yapılmış en sıra dışı parça; arka plan yok, tamamiyle siyah giyinmiş ve canlı görünen adamın çevresini saran havadan başka bir şey yok; Spinners (Eğiriciler-ç.n.), Alanso Cano'nun iyi bir portresi; diğer bir sıradışı resim olan las Meninas (Cüceler-ç.n.) ve filozoflar, ikisi de harika parçalar; tüm cüceler, özellikle ellerini kalçalarına koymuş olan gerçek bir usta işi. İhtişamlı portreleri - hepsi birer başyapıt; başka yerde görmüş olsam hayran olacağım Titian'ın Charles V adlı portresi, burada bana cansız gözüktü.

 

Manet Tabloları Video

From: ghaile123

About this video:Edouard Manet was born on January 23, 1832 in Paris In 1844-1848, Manet studied at the College Rollin, In 1848-49, he was trained as a sea cadet on a voyage to Brazil, but in April 1849 he failed his naval examinations and decided to switch to paintingHe entered the studio of Thomas Couture, where he studied for 6 years, between 1850 and 1856. In 1856, he took a long travel through Europe. ...

 

Sonra, en bayağı taklit hissiyle, çok yakından taklit edilen ustanın yakınlarındaki en orijinal olan Goya var. Fakat o hala muazzam canlı. Müzede, Velasquez tarzında yapmış olduğu ama buna karşın daha alt seviyede iki atlı portresi var. Şimdiye dek gördüğüm Goya çalışmaları beni çok cezbetmedi; bir gün içinde ya da sonrasında Duke of Osuna's'da, çalışmalarının yer aldığı görkemli bir koleksiyonu göreceğim... (s.41)
* * *
Vassé Şatosu, 14 Eylül (1865), Perşembe

CHARLES BAUDELAIRE'E (Brüksel'de)

...Sonunda, sevgili Baudelaire, Velasquez'i gerçekte tanımak için geldim ve şunu söyleyeyim ki o, şimdiye dek varolmuş en büyük sanatçı; Madrid'de 30-40 tablosunu gördüm, portreler ve diğerleri; hepsi birer başyapıt; ününden daha büyük bir sanatçı ve İspanya seyahatinin kaçınılmaz sorunları ve yorgunluğunu tek başına yok ediyor. Goya'ya ait birkaç ilginç parça da gördüm; aralarında Alba Düşesi'nin çekici bir portresini de içeren bazıları çok iyiydi. (s.42)
* * *
Vassé Şatosu, 17 Eylül (1865)

ZACHARIE ASTRUC'A
İspanya turundan döndüm ve burada birkaç günlüğüne kalıyorum. Bir süre dinlenmeyi düşünüyorum; çünkü kısa süre içinde görülecek önemli işlerim vardı ve eve harap bir halde döndüm. Kaldığım süre boyunca, vermiş olduğun öğüt ve kusursuz yöneltmelerin bana rehberlik etti; bu yüzden, orada edindiklerimi ilk başta sana anlatacağım. İspanya'da beni en çok heyecanlandıran ve geziyi yapmama değen şey Velasquez'in tabloları oldu. O, tüm zamanların en büyük sanatçısı; şaşırtıcı olmamakla beraber resim yapmadaki tüm hedeflerimin onun çalışmasında yerine getirildiğini keşfettim. Bu başyapıtları görmek bana müthiş bir umut ve cesaret verdi... Ribera ve Murillo'dan hiç etkilenmedim. Onlar kesinlikle ikinci sınıf ressamlar. Velasquez'in Olivares Dükü portresi ile karşılaştırıldığında, Titian'nın Charles V adlı tablosu oyuncak at üzerindeki kukla gibi gözüküyor. Usta'nın dışında beni sadece iki ressam etkiledi: Tuhaf resimleri olan Greco; ama çok iyi bazı portreleri var (Burgos'taki İsa'sını pek de beğenmedim) ve başyapıtının Akademi'de olduğu görünen Goya (Alba Düşesi [gerçekte Giyinmiş Maja], hayret verici bir yaratım) (s.42-43)
* * *
(L'Evénement illustré, 10 Mayıs 1868)

EMILE ZOLA'NIN KAYDI
(Portre yaparken) …Modelsiz bir şey yapamam. Hayalden nasıl yapacağımı bilmiyorum. Şimdiye dek aldığım derslere göre resim yapmaya çalıştım; kayda değer bir şey üretemedim. Eğer bugün kayda değer bir şey çıkartamazsam, kesin bir yorum ve güvenilir bir değerlendirme yapabilmek için onu bir kenara bırakırım. (s.49)
* * *
(yaklaşık 1868-70)

PHILIPPE BURTY'NİN KAYDI
(Eva Gonzales için yapılan ölüdoğa konulu bir tablonun yapımı sırasında) Çabuk not et. Arka planı önemseme. Sadece ton değerlerine bak. Görüyor musun? Baktığında ve özellikle ne gördüğünü nasıl yorumlayacağını düşündüğünde, ki bir bakıma senin üzerinde bıraktığı etkinin aynısını izleyicinin üzerinde de bırakır; aramazsan, orada kağıdın üzerindeki çizgileri göremezsin, değil mi? Sonra, bütününe baktığında, somon balığının üzerindeki pulları saymaya çalışmazsın. Tabii ki saymazsın. Onları gri ve pembe yerine küçük gümüş sedefler olarak görürsün -doğru değil mi?-; şu somonun ortasında yer alan beyaz kılçığına ve sonra da sedefin gri gölgesine bak!

Ve üzümler, şimdi her bir üzüm tanesini sayacak mısın? Tabii ki hayır. Senin gözüne çarpan, onların açık kehribar rengi ve formu yumuşatarak ona biçimini veren parlaklık. Kumaşla ilgili karar vermen gereken ışığın nereden geldiği ve doğrudan ışık almayan düzlemler. Ara tonlar Magasin pittoresque (dergi resimleri-ç.n.) gravürcüler içmüzik. Uygun yerlerine koyduğunda, kıvrımlar kendiliğinden oluşur. Ah! Bay Ingres, işte adamım. Hepimiz yalnızca çocuğuz. Kumaş resmetmeyi bilen biri vardı. Bracquemond'a sor... Hepsinden önce, renklerini canlı tut!.. (s.54)
* * *
(1873)

THEODORE DURET'İN KAYDI
(Opera ball tablosu için poz veren arkadaşlarına) Şapkanızı kafanıza koyarken nasıl hiçbir şey düşünmüyorsunuz ve tamamen rahatsınız? Güzel, şimdi poz verirken de aynı şekilde yapmacıklıktan uzak durun. (s. 119)
* * *

TOUT ARRIVE Çarşamba akşamı (8 Nisan1874, posta damgası)

EUGENE MONTROSIER'E
Yakınlığınızı çok takdir ediyorum; iki tablom reddedildi: Opera ball ve bir Figürlü manzara. Gerçekten çok terbiyesizler, bu sanatsal değerler! Fakat siz bana yardım etmeye gönüllüyseniz, bu benim için çok büyük bir telafi olacak. (s. 119)
* * *
TOUT ARRIVE (12 Nisan? 1874)

STEPHANE MALLARME'YE
Sevgili arkadaşım, Teşekkürler, senin gibi birkaç destekleyicim daha olsaydı, jüriyi umursamazdım. (s.119)
* * *
(1870'ler)

ANTONIN PROUST'UN KAYDI
(Jean Béraud'a, Monet hakkında) ...Coquelin'nin iyi bir gözü var; bir gün Claude Monet'e teşekkür edecek. 1830 yılında bir manzarayı onun gibi aktarabilen bir okul yok. Ve konu suya geldiğinde - o, suyun Raphael'idir. Günün her saatinde, sığ ya da derin, suyun tüm hareketlerini bilir. Son cümlemin üzerinde duruyorum; Daubigny'nin deniz manzarası ile ilgili olarak Courbet'in övgü dolu mükemmel bir saptaması var: "Bu bir deniz peyzajı değil; bu, günün bir saati." Bu, insanların henüz tam olarak anlamadıkları bir şey; adam peyzaj, deniz manzarası, figür resmetmiyor; günün herhangi bir saatinin peyzaj, deniz manzarası ya da figür üzerindeki etkisini resmediyor. (s.121)
* * *
(Venedik, kış 1874-5)

CHARLES TOCHE'NİN KAYDI
(Kafe Florian'da Toché ile karşılaşması üzerine) Görüyorum ki sen bir Fransızsın... Tanrım, burada olması ne kadar sıkıcı!

(Salute'nin yanındaki resim için bir motif üzerine) Buraya, bir bataklık kadar karanlık, içinde turuncu şapka ve pembe tişört giyen şu yakışıklı gondolcu adamlardan birinin olduğu bir gondol koyacağım.

...Modelin başında, uygun bir biçimde duran şapka etkisi vermek en zor şey ya da kalaslardan yapılmış bir tekneyi geometri kurallarına uygun biçimde yerleştirmek.

(Mestre'de bir yelkenli yarışı resminin planı üzerine) Rahatsız edici derecede karmaşık bir manzarayla yüzyüze gelince, öncelikle kendime tipik bir konu seçmeli ve resmimi sanki çerçevelenmiş halini görebiliyormuş gibi oluşturmalıyım. Bu durumda, dikkati en fazla çeken özellikler: salınan gemi direkleri, renkli sancaklar, kırmızı-beyaz-yeşil İtalyan bayrağı, kayıkların karanlık, sallantılı çizgileri, kalabalık seyirciler ile siyah-beyaz oklar gibi ufka çevrilmiş gondollar; sonra, resmin tepesinde, suyla belirlenmiş ufuk, uzakta belli belirsiz adalar.

Öncelikle, uzamsal ve hava perspektifine göre, uzak-yakın ilişkilerini mantıkla çözmeye çalışırım.

Lagün, gökyüzünün aynasıdır ve aynı zamanda kayıklar ile yolcuların yer aldığı büyük bir sahnedir: direkler, bayraklar...gibi. Lagünün kendine özgü bir rengi var; gökyüzünden ödünç aldığı nüanslar var; bulutlardan, kalabalıktan, suda yansıyan nesneler. Tüm bu hareketlilik içinde, net tanımlamalar çizgisel bir yapı olamaz; eğer doğru gözlemlenirse yalnızca gerçek hacminden ve esas temel tasarımından oluşur.

Koyu renkleri ve yansımalarıyla gondollar ve diğer kayıklar, sulu sahnemde bir temel oluşturur. Figürler, oturuyor ya da hareket halinde, koyu ya da parlak renkli kıyafetler içinde, şemsiyeli, mendilli ve şapkalı; farklı tonlarda değerlerin oluşturduğu mazgal biçiminde gözüken formlar; gerekli repoussoir'i bulmalı, aralarında görebildiğim gondolların ve suyla kaplı alanın kendine özgü niteliklerini tanımlamalı.

Çırpınan bayrakların, sallanan gemi direklerinin kısa süreli hareketlerini aktarma girişimi; kalabalıklar, kürekçiler, bayraklar ve gemi direkleri, renkli tonların birleşimi şeklinde kabataslak resmedilmeli.

Ufukta, sağ üstte adalar bulunuyor. İncelik içindeki kusursuzca incelenmiş tonlarda gizlenmiş, en uzak planlardan başka bir iz olmamalıdır.

En sonunda, tüm figür ve objelerin üzerinde ışık oyunları yapan kubbe gibi uçsuz bucaksız bir gökyüzü bütün sahneyi kaplar.

Fırça darbeleri kendiliğinden ve dolaysız olmalıdır. Hile yok, dürüst sanatçılar yardımınıza koştuğu için Tanrı'ya şükretmelisiniz.

(Ressamlar ve okullar üzerine) ispanya çok basit, çok görkemli, kupkuru kayaları ve karanlık yeşil ağaçlarıyla çok dramatik! Venedik, eninde sonunda sadece bir dekor...

(Veronose'nin Dük Sarayı'nda bulunan Venedik Zaferi adlı yapıtı üzerine) Hiç hoşuma gitmedi! Boşa sarfedilen çaba; bir sürü boş alan! Her şekilde duygusuz! Saatlerce süslenmiş bir kitap gibi naif çekicilikleriyle Carpaccios'u seviyorum. Ve... San Rocco Okulu'nda bulunan Titianlar ve Tintorettolar eşsiz... Fakat en sonunda, senin de gördüğün gibi her zaman Velasquez ve Goya'ya dönüyorum!

(Tiepolo üzerine) Kudüs'ün alınışı ve öfkeli Orlando resimlerinin karakterleri, alegori, şatafatlı küçük süslemeleriyle şu İtalyanlar çok sıkıcı. Bir sanatçı, meyve ve çiçekle ya da sadece basit bir bulutla her şeyi söyler... (s.124)
* * *
(Tarihsiz)

ANTONIN PROUST'UN KAYDI
Yanlış yoldayız. Resmin, biçimin kopyası olduğunu kim söylemiş? Gerçek şu ki, sanat hayatın sureti olmalıdır. Bir başka deyişle, Güzel Sanatlar Akademisi'nde güzel iş ama berbat bir meslek yapıyorlar...

Bir sanatçı 'kendiliğinden' olmalı. Bu uygun bir terim. Ama kendiliğinden olmaya ulaşabilmek için sanatını toplamalısın. Deneme ve yanılma seni bir yere götürmez. Hissettiğini aktarabilmelisin; ama düşüncelerini ifade edebilmek için aktarımın anlık olmalı; böylece biri l'esprit de escalier'den bahseder ya da gecikmiş bir adımla hazırcevap karşılık verir. Kimse l'escalier de l'esprit'den ya da yaratıcılık ve akla rehberlik edecek adımlardan bahsetmez. Birçok kişi bunlara erişmeye erişmeye çalıştı ama tek bir sıçramayla zirveye ulaşmanın zorluğu sebebiyle asla başarılı olamadı. Gerçek şu ki; hep bugün yaptığının dün yaptığınla artık uyum içinde olmadığını keşfedersin.

Şahsen, ben sanatla ilgili ne söylendiğiyle çok ilgilenmiyorum. Fakat fikrimi söylemem gerekirse şöyle diyebilirim: İnsanlık ve modernite duygusunun olduğu her şey ilginçtir; bunların olmadığı her şey de eksiktir. (s.202)
* * *
(1882)
GEORGES JEANNOT'UN KAYDI
Sanatın özü bir gereksinim ve bir güzellik sorunudur. Az ve öz iş düşündürür; detaylısı ise sıkar. Her zaman için özlü olanı hedefle! Bir şekilde, temel ışık ve gölge alanlarını ara; diğerleri genellikle çok çaba gerektirmeden bilgiyi verebilir; sana güvenli bağlantıyı sağlayacak olan hafızanı terbiye etmelisin ve böylece bayağılığa düşmezsin. Her zaman için dansa yön ver ve eğlenmeyi sağla. Zevksiz iş yapma.; hayır, zevksiz bir iş asla!.. (s.202)
* * *
(Tarihsiz)

ANTONIN PROUST'UN KAYDI
Eğer Bacon'un tanımı, sanat insanın doğaya eklenmesidir ise, homo additus naturae, bu kesinlikle doğrudur; hala doğaya sahip olduğundan emin olmalısın.

(Renk ve çizgi üzerine) ...noktalama işareti olmadan imla ve gramer olamaz; renk ve çizgiyi ayırmaya çalışmak ise saçmadır.

...Güzel Sanatlar Akademisi'nde öğretilen aptal çizgileri kullanmadığım doğrudur. Fakat orada ders veren ünlü profesörlere, sadece bir resme parmak uçlarındaki ışık duygusuyla skeç yapmayı sorun. Buna karşı çıkarlar. Görkemli parlaklığıyla her şeyi kaplayan havada öylesine çok parıltı ve devinim vardır ki! Bunu, bir kelebeği bir vitrine iliştirir gibi bir tuvale figür iliştirmeye çalışanlara anlatın! (Popüler bir sanatçının yapmış olduğu bir portre üzerine) Elbette bir frak resmetmiş olduğunu görebiliyorum. Ve bu frak kusursuzca kesilmiş. Peki ya oturanın ciğerleri nerede? Onun altında nefes almıyor. Adamın vücudu yok. Bu, terziye göre bir portre. (s.202)
* * *
(1878)
GASTON LA TOUCHE'NİN KAYDI
Beni düşünmüş olduğun için teşekkür ederim ama ben öğrenci kabul edemem. Herneyse, zaten size ne öğretebilirim ki? Hiçbir şey ya da en azından birkaç cümlede özetleyebileceğim az bir şey: siyah yoktur, bu ilk kural; başka birinin çalışmasında görülen bir şeyi yapma, bu da ikincisi. Şimdi eve git ve doğadan resimler yap; bu, Bay X,Y ve Z'den daha önemli. (s.203)
* * *
(1868-78)

BERTHE MORISOT'UN KAYDI
Sabah beyaz, gün içerisinde lila ve akşamları turuncu tonlarında boyayarak iç mekanda plein air yapabilirsin. (s.203)
* * *
(1878-1882)

HENRI GERVEX'İN KAYDI
(Robert-Fleury Senior (1797-1890) üzerine) Bir ayağı mezardaki bu yaşlı canavar bizi hiç huzur içinde bırakmayacak mı?! (s.203)
* * *
(1870ler)

GEORGE MOORE'UN KAYDI
Degas Semiramis'i (1860ların başı), resmederken ben modern Paris'i resmediyordum. (s.203)


* * *
(1870ler)

EDMOND BAZIRE'NİN KAYDI
(Atölyesindeki ziyaretçilere) Şu Degas'a, Renoir'a, Monet'e bir bakın! Ah arkadaşlarım, ne yetenek! (s.203)

* * *
(Art Monthly (Dergisi) İnceleme, 30 September 1876)

STEPHANE MALLARME'NİN KAYDI
(Kaybolmuş Fransızca metnin orijinal İngilizce çevirisinden) (Biri) her seferinde bir resme başladığında... tıpkı, tehlikeli olsa bile yüzmeyi öğrenebilmesi için kendini suya bırakması gerektiğini bilmesi gibi paldur küldür dalar. Kimse bir manzaraya figürü, hatta iki manzara ya da iki figürü bile aynı bilgi, yöntem ya da tarzda yapmamalıdır. Her çalışma, aklın yeni bir yaratımı olmalıdır. Şu bir gerçek ki, el yaptıklarının sırlarını hatırlayacaktır ama göz önceden gördüğü her şeyi unutmalı ve önceki yaptıklarından yeniyi öğrenmelidir. Kendini akıldan soyutlamak; sadece sanki ilk kez bakıyormuş gibi görmeli ve el, tüm ustalığını unutarak sadece arzunun rehberliğinde, bağlı olduğu kişiden soyut olmalıdır. (s.204)


(*) Tüm alıntılar, Juliet Wilson-Bareau, Manet By Himself, Time adlı kitaptan alınmıştır (Sayfa numaraları, alıntılardan sonra verilmiştir).


EDUARD MANET'İN RESİMLERİNDEN OLUŞAN ÖZEL SAYFAYA GİTMEK İÇİN TIKLAYINIZ 

 

Gizlilik Politikası